anasayfa hakkimizda linkler iletisim
   
   
   
SİTE PLANI
Şifa Nedir
Bireysel Hizmetler
Uygulamalar & Teknikler
Eğitimler
Psişik Korunma
Aura ve Enerji Alanı
Tamamlayıcı Yöntemler
Ruhsal Şifacılar
Yazılar
Kitaplar
 
 
 
 

 

Hayatlar Arası Hayat Regresyonu II (sorular)

 

Paul Aurand

 

 

Soru: Boşluk dediğiniz yeri biraz daha tanımlayabilir misiniz?

Yani bir an durma noktası gibi, sona gitmeden evvel durdukları bir yer o boşluk. Bazıları orayı sadece “beyaz ışık” olarak tanımlıyor. Başka hiçbir şey yok, sadece “beyaz ışık.” Ama aslında orası boşluk, hiçlik, yani hiçbir şeyin olmadığı yer ve tam olarak “ışığa” gitmeden önceki yer.

 

Soru: Bu bahsettiğiniz yerde diğer varlıklarla, ruhlarla kontağa geçiliyor mu?

Ne sorduğunu biliyorum, benim deneyimimde hayır. Kaldı ki bahsettiğim konuda çok deneyimim de olmadı, birkaç deneyim yaşadım. Ama seanslarda sanırım bunun nedeni şu; danışanımız “hayatlar arası hayat deneyimini” yaşarken terapist olarak niyetimizle onları çabucak ışığa doğru yönlendiriyoruz.

 

Soru: Kendi deneyiminize dayanarak şunu sormak istiyorum oraya, o boşluğa gittiğimizde “zamanı geldi, haydi buraya gel ve kal” diyorlar mı, bizim oraya gitmeme şansımız var mı?

Orada ne kadar pazarlık payı var bilmiyorum. Benim deneyimim tam tersi oldu. İnsanlar orada kalmak istiyorlardı ama onlara geri dönmeleri söylendi. Ancak seçim hakkı verilen, isteyip istemediği sorulan birkaç kişi oldu. En son 72 yaşında biri geldi, çok küçük yaştan beri depresyondaymış. Bu hayatının çoğunda niye depresyonda olduğunu ve hayat amacını merak ediyordu. Regresyon yaptığımızda bir önceki hayatında intihar ettiğini gördü. Bedeninden ayrıldığında rehberi ona sarılmak ve hoş geldin demek istedi ama o kendi hayatından getirdiği çok büyük pişmanlıkları olduğu için ve aynı zamanda intihar edenlerin sonsuza kadar cehennemde acı çekeceklerine inandığı için rehberi ona sarılmak için geldiğinde “hayır, hayır hiç sanmıyorum” diyerek rehberinin yanına gitmek istemedi. Dünyaya bağlı kalmayı tercih etti.

O ve rehberi çok uzun bir süre bu konuda uğraş verdiler. En sonunda rehberi onu ışığa gelmeye razı etti. Sonra da rehberi ona “koşulsuz sevgiyle” sarılıp, ona vorteks gibi dönen bir enerjiyi gösterip, oraya gitmesini söyledi. O ise “hayır, hayır, tekrar dünyaya gidip doğrusunu yapmak istiyorum” dedi. Rehberinin tüm çabalarına rağmen hemen geri gelmek, doğmak için çok ısrar etti. “Bu hayatı rezil ettim, tekrar geri gidip doğrusunu yapmak istiyorum” dedi. Rehberi de en sonunda omuzlarını silkip “bunu hiç bunu tavsiye etmiyoruz” dedi. “Hayır, gitmemelisin” demedi, “bunu tavsiye etmiyoruz” dedi. Israrla gitmek istediğini söyleyince de “tamam, tekrar geri git o zaman” diyerek özgür irade ve özgür seçim olanağını da göstermiş oldu.

Yani bu danışanda bir önceki hayatı gözden geçirmek yoktu, hiçbir şifa yoktu, hiçbir süreçten geçmek yoktu, direk geri döndü ve bütün bu duyguların hepsini kendisiyle birlikte getirmiş oldu. Tekrar gelmeye çok kararlıydı ve geldi; bu hayatta intihar etmedi ama bütün bu ağırlığı da tüm hayatı boyunca taşımış oldu.

 

Soru: İnsanlar ruh dünyasını başka şekillerde de deneyimleyebilirler mi?

Ben insanların rüyaları sırasında da ruh dünyasını ziyaret ettiklerini düşünüyorum. “Hayatlar arası hayat regresyonu” çok şükür ki ruh dünyasını ziyaret etmek için tek metot değil. Kimi insanlar “ölüme yakın deneyimlerle”, kimi insanlar “derin meditasyon yaparak”, kimileri “beden dışı deneyimler yaşayarak” bu deneyimleri yaşıyorlar. Ama “hayatlar arası hayat regresyonu” belli bir niyetle yapılan ve benim bildiğim en güvenli yol fakat oraya gitmenin tek yolu değil.

 

Soru: Dünyaya gelmenin ruh açısından önemi nedir?

Buraya birtakım şeyleri deneyimden geçerek öğrenmek için geldiğimizi düşünüyorum ve biliyorum. Aksi takdirde kimse gelmezdi zaten. Bence ruhlar buraya gelerek, ruh halindeyken yaşayamadıkları deneyimleri burada yaşıyorlar ve zaten o yüzden buraya geliyorlar.

 

Soru: Yaşadığınız deneyim sizin için çok dönüştürücü mü oldu?

Benim için öyle oldu, öyle olduğunu düşünüyorum. Çok gerçekçi bir deneyim yaşadım ve dünyada yaşadığım deneyimlere göre etkisi çok daha uzun süre devam etti ve aynı zamanda o etkiler hala benim içimde yaşayan birer kaynak olduğu için o kaynaklara da çok kolaylıkla ulaşabiliyorum. Sevgiyi hatırlayıp onunla da bağlantı kurabilirim ama ruh olarak deneyimlediğim şey bence çok daha gerçekti. O deneyimi yaşadığım için biliyorum ki deneyim beni değiştirdi. Bu deneyimi yaşadığım için bunu başkalarına da sunmak çok daha kolay oluyor.

 

Soru: Ruh dünyası nasıl bir ortam ve nerede?

Tanımlamak çok zor. “Hayatlar arası hayat” seansında danışan derin trans halinde konuşurken benim hissim şu oluyor. Orada yaşadıkları çok gerçekçi bir deneyimi bu limitli kelimelerimizle, limitli bir şekilde tanımlamaya çalışıyorlar. Mesela kristal binalardan bahsedip onları anlatırlar. Geçen gün bir danışan sağlam, katı ışık diye tanımlamaya çalıştı. Katı ışık nedir? Yani bu deneyimi, çok gerçekçi bir deneyimi limitli kelimelerle anlatmaya çalışıyor ama olmuyor.

Peki, ruh nereye gidiyor, ruh bedenden yukarıda bir yere mi gidiyor, yukarı gidiyor diye tanımlıyorlar. Avustralya’dayken hediyelik objeler satan bir dükkanın önünden geçtim. Vitrinde dünya ve ötesini tanımlayan bir resim vardı, ruh dünyasını yukarıda gösteriyordu. Bu beni düşündürdü, haritamızda Kuzey Amerika üstte görünüyor peki kozmosa bakılırsa neresi üst. Yani bence insan zihnimiz, beynimiz orada burada, siyah beyaz, doğru yanlış diyor. Fiziksel hayat burada, ruhsal hayat orada diyor ama bence hepsi bir arada.

 

Soru: Rehberlerimiz hayatımıza sık sık müdahale ediyor mu?

Nadiren birtakım müdahaleleri daha doğrusu yardımları olabiliyor diye düşünüyorum. Eğer sorarsak, istersek, hak ettiysek yardım edebiliyorlar gibi görünüyor ama öteki taraftan müdahale etmeleri çok nadir. Hatta zor deneyimlerde bile “aa yaşasın, güzel, güzel, öğreniyorsun” deyip müdahale etmiyorlar.

           

Soru: Ruh eşlerinin karşılaşması ve ortak deneyimlerden geçmeleri kaçınılmaz mıdır?

Bu hayatta ruh eşlerinin karşılaştığını gördüm, ikisi birbirini tanıyor, ancak biri hazır diğeri değildi. Farklı hızlarda, farklı tempoda gelişmişler ve aynı dalga boyunda değillerdi. Dolayısıyla özgür irade ile yaşanılanların da belirleyici olduğunu düşünüyorum.

 

Soru: Ruh boyutuna gittiğinizde ve kendi deneyimlerinizde size çok ilginç gelen şeyler neydi?

Ruh boyutuna gittiğimde biraz utanma ve şaşkınlıkla birlikte benim için kör bir nokta aydınlandı. Yani ruhumun 4. hayattır üzerinde çalıştığı konuyu anladım. Bu hayatta dört yaşımdayken romatizmam vardı. Tekerlekli sandalyede bir yıldan fazla kaldım ki kalemi bile tutamıyordum. Yedirildim, giydirildim, tamamen engelliydim. Dolayısıyla hastanede geçen zamana orada neler olduğunu hatırlamak için regresyon çalışması yaptım. O yaşta bile bir gün önce yanımdaki oksijen çadırında yatan çocuğun ertesi gün odada olmadığını gördüğümde ölmüş olduğunu anladığımı anladım.

Daha sonra regresyonla bu hastalığın kaynağı olan geçmiş yaşamlara gittiğimde kendimi üç geçmiş hayatta gördüm. Hep birine bakan, birine bakan, birine bakan hayatlardı. Ve bir önceki hayatımın çok uzun bir zamanı hasta olan birine bakmakla geçmişti. Ruh boyutunda dediler ki: “hala anlamadın, seni bu nedenle engelli hale getirdik, bu bir ceza değil, karma da değil, ama öğrenme fırsatı.” Çünkü meseleye öğrenebilmem için hiç başka bir seçimim yokmuş gibi yaklaşmışım, yani tamamen bana bakılması gerekliydi. Artık daha iyiyim ve anlıyorum. Bu benim ruhumun dersiydi ve elbette sizlerle paylaştığım çok kişisel bir şeydi ama insanlar da bizimle seanslar sırasında bu tip şeyleri  paylaşıyorlar.

 

Soru: Ruh olarak bulunduğumuz zamanlarda başka ruhlardan da öğreniyor muyuz?

Ruh olarak diğer insanların yani ruh grubumuzdakilerin deneyimlerinden de öğreniyoruz ama enteresan olanı ihtisas grupları var. 4, 6, 8 kişilik bazen daha fazla sayıdan oluşmuş küçük guruplar var. Bir gruptakiler aynı tema üzerinde çalışıyorlar, bazıları bunu dünyada yapıyor, bazıları bunu öteki tarafta yapıyor ama birbirlerinin deneyimlerinden de öğreniyorlar. Ancak aynı zamanda evrensel bilinç denizinden öğrendikleriyle de farkındalık ve bilinç seviyesini yükseltiyorlar.

 

Soru: Rehberlerden falan bahsettiniz ama orada tanrı gibi bir yüce ruhla karşılaştınız mı?

Bilmiyorum, bilmediğim bir şeyi size söylemek istemiyorum. Oradaki rehberler sizi seven iyi bir arkadaşınız, reenkarne olmuyor ve size yardım ediyorlar. Ondan sonra konsey denilen yaşlılar, bilge olanlar var, çok daha deneyimli olan varlıklar. Ruhsal gelişimimizin büyük resmine bakıyorlar ama aynı zamanda dünyada ve kozmosta da neler olduğunun resmine bakıyorlar. Ve birçok kimse de o üstatların, o bilgelerin de ötesinde bir şey tanımlıyor. Geçen seansların birinde oraya gitmeye çalışan biri vardı ancak bedenlenmiş biri olarak bunu yapabilmek çok zordu. Evet, daha fazla bir şey var bunu biliyoruz, ama tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Yani seanslar içinde sizin için kesinlikle çok fazla olan, zihninizle anlayamayacağınız, kavrayamayacağınız şeyler var.

 

Soru: Annem çok zor bir doğum yaşamış, ben doğarken neredeyse ölüyormuş, doğum çok uzun sürmüş. Kanamalar olmuş. Rahimdeyken neden bu dünyaya geldiğimizi bildiğimizi söylemiştiniz. Muhtemelen ben buraya gelmeye çok hevesli değildim. Bu durumla ilgili ne diyebilirsiniz.

Doğum zor da olsa bu sizin gelmek istemediğiniz anlamına gelmez. Ruhun ne zaman bedene girdiği değişiyor. Mesela bazı ruhlar rahim içinde gelişmekte olan bedenin içinde kalmıyorlar, gelip gidiyorlar. Bazıları bedenin gelişimini asiste edebiliyor, bazıları da ben burada yokum diyorlar. Ve terapist olarak bedenin içinde durmayan biriyle karşılaşmak çok büyüleyici. Gidip geldiklerini söylüyorlar, nereye gidiyorlar ve orada ne yapıyorlar. Bazılarının zihni ise rahmin içinde bile perdelenmiş oluyor ve niye geldiklerini hatırlamayabiliyorlar. Ama birçok ruh annenin nasıl olduğunu, hamilelik sırasında nasıl hissettiğini hatırlıyor. Bazıları içinse fark etmiyor, kendi kabuklarındalar ve olanlarla ilgilenmeyebiliyorlar.

 

Soru: Otistik çocuklarla çalıştığınız oldu mu?

7 tane otistik çocukla çalıştım, onlarla ilgili bir şeyler söyleyebilirim. Onlarla geçmiş yaşam seansı yaptım ama “hayatlar arası hayat regresyonu”  yapmadım. Bir tanesi ile sözel iletişim kurarak çalıştım. Biriyle klavye üzerinden iletişim kurdum. Çünkü Serebral Palsi ve otizm vardı ama klavyeye basabiliyordu. Benim deneyimime ve otizmle çalışanlara göre otizmliler bedenlerinin içinde değiller, daha doğrusu bedenleriyle olan bağları zayıf. Bu ciddi bir travma nedeniyle de olabilir. Dolayısıyla onları bedenlerinden ruha çıkarmaya değil, bedenlerine getirmeye, şimdide, anda olmaya ihtiyaçları var ki bunu yapmaya çalıştım. Bedenlerinde olmalarını temin etmeye çalıştım.

Enkarne olurken bedenlerinin içine gelmeye başladıklarında daha interaktif olmaya başlıyorlar ve ondan sonra aynı şeyi söylüyorlar: “Sen kimsin ki bana dünyanızın bir parçası olmam gerektiğini söylüyorsun. Siz birbirinize karşı çok acımasızsınız, çok fazla duygusal ve psişik acı var, bizim bunlarla hiç işimiz olsun istiyoruz.” Ben de onlara felsefi olarak diyorum ki “burada bedene enkarne olmuş bir ruh var, deneyimlemek için bedenin içine girmen lazım”, onlar da diyorlar ki, “sizin bizden öğreneceğiniz şeyler var.” Kısaca bahsedilirse onlarla ilgili benim deneyimim bu.

 

Soru:Hayatlar arası hayat regresyonunun” yöntemleri hakkında özet bilgi verir misiniz?

Teknik olarak hipnoza ve regresyon terapisine nasıl tepki verdiklerini görmek için önce geçmiş yaşam regresyonu yapıyoruz. Bu aynı zamanda ruh seviyesine geçmeden önce, geçmiş hayatta veya bu hayattaki çocukluğunda yaşanan birtakım şeyleri çözme fırsatı veriyor. Yani oraya gitmeden önce yapılacak herhangi bir şey varsa önce o yapılıyor, çünkü bu yapılmazsa oraya gitmeleri bazen engellenebiliyor.

Birkaç bin vakamdan birkaç kere oraya gidemeyen oldu. Bir tanesi 20 yaşın altında genç bir adamdı. Başarılı bir geçmiş yaşam regresyonu yaptık ama “hayatlar arası hayat” deneyimine geldiğimizde rehberi ona şunu söyledi. “Senin önce bu hayatta kendini daha iyi tanıman lazım, bunu yapmadan önce daha çok hayat deneyimine ihtiyacın var.” Bunu benim söylememdense rehberinin söylemesi daha iyi elbette. Diğer iki danışan ise buradan ayrılıp oraya gitmeyi o kadar çok istiyorlardı ki onların da oradan değil öncelikle buradan öğrenmeleri gerektiği ortaya çıktı.

 

 

Paul Aurand’ın 7 Aralık 2013’de BİLYAY Vakfı’nda verdiği "Hayatlar Arası Hayat Regresyonu" isimli konferansta sorulan soruları derleyen: Fadime Çelik.

 

   
       

Sayfa başı